Sizden gelenler köşesine devam ediyoruz..
Sırada Hergünlük adlı internet sitesinin sahibesi, can kuşum, melek ablamın başucu var:)
Çok uzatmayayım da sizi resimlerle başbaşa bırakayım:
Abajurlar ve komodinler :Ikea
Provence Masa Saati :Mudo
Yatak :Classi
Duvarlarda canlı bir renk kullanılmış, yatağın üzerindeki tüllerle ise masalsı bir atmosfer yaratılmış.
Yatağın iki yanındaki komodinlerin üzerinde simetrik dokunuşlar görmekteyiz. Gönderimi için sonsuz öpücüklerimi yolluyorum buradan tatlışıma.:)
Paylaşımlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Paylaşımlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Mart 2012
Sizden Gelenler-3
Etiketler:
Paylaşımlar,
provence stil
1 Mart 2012
Ben ve Diğer 100 Kişi...
Ilık bir bahar günü, sadece paylaşmak için açtığım bu blogda şu an itibari ile 100 kişi olduk sevgili cupcakelerim:)
Az önce, herkes 100 olunca yazıyor acaba ben de 99 izleyicime ulaştım diye mi yazsam derken, bir de baktım 100 oluvermişiz:)
İşte tam da böyle heykelinizi dikebilirim:
Ya da böyle hız limitlerimizi zorlayabiliriz:
Yada çoook paralar kazanabiliriz:
Az önce, herkes 100 olunca yazıyor acaba ben de 99 izleyicime ulaştım diye mi yazsam derken, bir de baktım 100 oluvermişiz:)
İşte tam da böyle heykelinizi dikebilirim:
Ya da böyle hız limitlerimizi zorlayabiliriz:
Yada çoook paralar kazanabiliriz:
Yapabileceğimiz bir çok şey var, biz artık büyüdük!
Beni yalnız bırakmayan herkese, teşekkür ederim, beni izlemeye devam edin hehey:)
31 Ocak 2012
Gökten Pamuk Yağıyooorr!!
Tanrı'nın varlığına inanmamak içten deği., Bu pamuklar nasıl birbirlerine değmeden ve bu kadar muntazam bir şekilde yere düşüyorlar? Yıllar önce bir yerde okumuştum tüm kar kristallerinin görünüşleri birbirinden farklıymış, tıpkı yeryüzünde yaşayan milyonlarca insan gibi. Nasıl ki parmak izimizin bir benzeri daha yoksa, kristalden karlar da eşsizmiş.
Eviniz sıcaksa, hastalığınız yoksa, huzurluysanız, keyfiniz yerindeyse camın ardından gözüken kar size de eşsiz gelebilir. İzlerken tüm hayallerinizi biriktirir ya da eskileri sandıklardan çıkarır yeniden yeniden düşünürsünüz belki de.
Ya da bizim gibi kendinizi ''kar''lamak, ruhunuzu ''ak''lamak, bu buzdan ve beyazdan ülkenin bir kahramanı olmak ister kendinizi , -5'lik havaya bırakırsınız. Üşümeden, üşenmeden...
Küçük yalnız çam ağacı:)
Eviniz sıcaksa, hastalığınız yoksa, huzurluysanız, keyfiniz yerindeyse camın ardından gözüken kar size de eşsiz gelebilir. İzlerken tüm hayallerinizi biriktirir ya da eskileri sandıklardan çıkarır yeniden yeniden düşünürsünüz belki de.
Ya da bizim gibi kendinizi ''kar''lamak, ruhunuzu ''ak''lamak, bu buzdan ve beyazdan ülkenin bir kahramanı olmak ister kendinizi , -5'lik havaya bırakırsınız. Üşümeden, üşenmeden...
Küçük yalnız çam ağacı:)
Bu yazının şarkısı da bu olsun.İyi dinlemeler veee
Beyaz geceler!!!
Etiketler:
bulvar kış,
bursa kış resmi,
halil sezai,
Paylaşımlar,
sonbahar halil sezai
Hand made Poşetlik
Geçen gün biriken naylon poşetlerden sıkılıp hepsini sıkıştırdığım köşeden çıkardım ve şu ''poşetlik'' lerin ne kadar hayat kurtarıcı olduğunu düşündüm. Alışverişlerden, çarşıdan, pazardan ve bilimum yerlerden toplanan poşet yığını giderek büyümekteydi nedense atasım da gelmiyor hiç birini:) Neyse, eşimin annesine bu derdimi söylediğimde bana böyle bir hediye yapacağı hiç aklıma gelmemişti:) El emeği, göz nuru bir poşetlik amca yapmış, gözleriyle şirin cebiyle, burnuyla dudağıyla uğraşmış renkleri de çok tatlı olmuş. İşte burda, adını da ''hüsmen'' koydum:) Torbaları yiyince şişman bir amca oluyor çünkü, ben çok sevdim. İşte bu da ''hüsmen''in resmi:
Etiketler:
örgü poşetlik,
Paylaşımlar,
poşet torbası,
poşetlik
24 Ocak 2012
Yok yok hiç dedikodu yapmadık(!)
Heyy, nasılsınız değerlilerim:) Yeni bir hafta başladı yine, beni tanıyanlar bilir ikinci üni. yi de okuyup bitirme çabaları içindeyim.Bu hafta sonu da ''sosyoloji'' finalleri vardı. Bitirdim alnımın akıyla şimdi geçtik mi kaldık mı -düşüncesi sardı tabi:) Ama büyük bir rahatlık içinde olduğum yadsınamaz.
Bu aralar havanın da soğukluğundan kaynaklanan evde kızlarla buluşmalar giderek artar pozisyonda. Severim misafirleri, ama onları misafir olarak görmeyi pek sevmem, kendilerini evinde hissetsinler diye elimden geleni yaparım. Kızlar toplanıp toplanıp yeni evli arkadaşlarına gelirken elleri boş gelmemişler, hepsi içlerinden gelen sevimlilikleriyle bana uygun bir şeyler bulup almışlar.
Pazar günü boncuğum , takım olarak sürekli fark attıkları(!) bir basket maçına daha gitmişken bizde ortaokul kankişleriyle buluştuk. Yıllar geçmiş üstünden eski fotoğraflara, yapamadığımız dans gösterilerine kahve-kek- kurabiye üçlüsüyle dem vurduk. Çokça güldük.
Kızlar gelirlerken Anthurium, Türkçe adıyla Flamingo çiçeği almışlar. Çok sağlam bir bakıma ihtiyacı olan bu bitki aslında yerini, kabını ve bizi severse uzun yıllar onunla yaşayabileceğimizi de söylüyor. Bu capcanlı kırmızı rengini nasıl koruyabileceğim hakkında bilgisi olan deneyimli Flamingocular varsa onların yardımlarını bekliyorum:)
Pazartesi zorlu çabalar sonucu buluşup gelen lise arkadaşım ve onun tatlı ev arkadaşı ile de-- yok, yok dedikodu yapmadık! Bu konuda gayet masumuz. NG'nin yıllardır bahsettiği ev arkadaşıyla sanki yıllardır tanışıyor gibiydim. Samimi, sıcak ve güleryüzlü bir arkadaşa daha sahip olduğum için sevindim. O da blogumdan aldığı tüyolar ve evimin dekorasyonunda kullandığım objelere iyi dikkat etmiş olacak ki bana melekli biblolar almış:)
Evime gelen hediyeler de başrolü üstlenen ''English Home'' dokuz yıllık biricik dostumu da etkilemiş olacak ki o da , dekoratif amaçla kullanabileceğim bu harika tabakları almış.
Şimdiyse canımın içi annemi bekliyorum, yarın burda olacak ve mutlu edecek beni yine...
Özlediklerinizin, sevdiklerinizin yanınızda olduğu günler dilerim...
Bu aralar havanın da soğukluğundan kaynaklanan evde kızlarla buluşmalar giderek artar pozisyonda. Severim misafirleri, ama onları misafir olarak görmeyi pek sevmem, kendilerini evinde hissetsinler diye elimden geleni yaparım. Kızlar toplanıp toplanıp yeni evli arkadaşlarına gelirken elleri boş gelmemişler, hepsi içlerinden gelen sevimlilikleriyle bana uygun bir şeyler bulup almışlar.
Pazar günü boncuğum , takım olarak sürekli fark attıkları(!) bir basket maçına daha gitmişken bizde ortaokul kankişleriyle buluştuk. Yıllar geçmiş üstünden eski fotoğraflara, yapamadığımız dans gösterilerine kahve-kek- kurabiye üçlüsüyle dem vurduk. Çokça güldük.
Kızlar gelirlerken Anthurium, Türkçe adıyla Flamingo çiçeği almışlar. Çok sağlam bir bakıma ihtiyacı olan bu bitki aslında yerini, kabını ve bizi severse uzun yıllar onunla yaşayabileceğimizi de söylüyor. Bu capcanlı kırmızı rengini nasıl koruyabileceğim hakkında bilgisi olan deneyimli Flamingocular varsa onların yardımlarını bekliyorum:)
Pazartesi zorlu çabalar sonucu buluşup gelen lise arkadaşım ve onun tatlı ev arkadaşı ile de-- yok, yok dedikodu yapmadık! Bu konuda gayet masumuz. NG'nin yıllardır bahsettiği ev arkadaşıyla sanki yıllardır tanışıyor gibiydim. Samimi, sıcak ve güleryüzlü bir arkadaşa daha sahip olduğum için sevindim. O da blogumdan aldığı tüyolar ve evimin dekorasyonunda kullandığım objelere iyi dikkat etmiş olacak ki bana melekli biblolar almış:)
Evime gelen hediyeler de başrolü üstlenen ''English Home'' dokuz yıllık biricik dostumu da etkilemiş olacak ki o da , dekoratif amaçla kullanabileceğim bu harika tabakları almış.
Şimdiyse canımın içi annemi bekliyorum, yarın burda olacak ve mutlu edecek beni yine...
Özlediklerinizin, sevdiklerinizin yanınızda olduğu günler dilerim...
Etiketler:
çiçekli tabaklar,
english home,
melek biblo,
Paylaşımlar
19 Ocak 2012
Retromance
Bu aralar İstanbul'da olma katsayım artmış durumda. Neden mi? Tekstil üzerine açılan bu süper ötesi mağazaları görünce ve online shopping fırsatlarının da olmayışı , beni onların bulundukları yerlere gitmeye, o atmosferi solumaya ve birbirinden güzel ürünleri keşfetmeye davet ediyor...
''Retromance'' ilk adını duyduğumda bende çağrışımı harika olan bir marka. Blogumda sıkça bahsettiğim Shabby Chic ve Provence stillerini içinde barındırması , modanın eskiye dönüş temasını ev tekstiline uyarlaması ve nostaljik dokunuşlarıyla beni benden aldı bile:;)
Kadıköy, Şaşkınbakkal dolaylarında olan mağazaya gitmeden önce ürünlere bir göz atmak isterseniz işte buraya tıktık. Ben çok sevdim, Bursa'da görmek istediğimiz mağaza sayısı artmakta!!
Facebook sayfalarında blogumu paylaşıpgüzel bir jest yaptığı için Retromance Genel Müdür'ü Canan Hnm.a teşekkürlerimi sunarım.
''Retromance'' ilk adını duyduğumda bende çağrışımı harika olan bir marka. Blogumda sıkça bahsettiğim Shabby Chic ve Provence stillerini içinde barındırması , modanın eskiye dönüş temasını ev tekstiline uyarlaması ve nostaljik dokunuşlarıyla beni benden aldı bile:;)
Kadıköy, Şaşkınbakkal dolaylarında olan mağazaya gitmeden önce ürünlere bir göz atmak isterseniz işte buraya tıktık. Ben çok sevdim, Bursa'da görmek istediğimiz mağaza sayısı artmakta!!
Facebook sayfalarında blogumu paylaşıpgüzel bir jest yaptığı için Retromance Genel Müdür'ü Canan Hnm.a teşekkürlerimi sunarım.
Etiketler:
nostaljik ürünler,
Paylaşımlar,
provence stil,
retro,
retromance,
romantik ev tekstili,
shabby chic stili
14 Ocak 2012
Karlı cumartesiniz nasıl geçiyor?
Merhaba''
Karlı cumartesiniz nasıl geçiyorr?
Biz mutlu, kalabalık, neşeli ve keyifliyiz.
Tüm hafta erken kalkmaktan bunalan bünyemiz sabah uykuya doydu...
Güzel bir kahvaltıya pembe runnerımız eşlik etti...
Karın yağışına sevindik, camları açıp seyre daldık...
Özlediklerim, sevdiklerim yanımdaydı, yarın Uludağ'a gidip karlara bulanmak ve pistleri ağlatmak için anlaştık...
Alice'in ''Harikalar Diyarı'na'' 3D boyutta konuk olduk...Rengarenk gözlüklerimizle evin içinde Eda Taşpınar'ı aratmadık:))
Kısacası ''biz'' mutluyduk.
Peki ya siz,
Sizin karlı cumartesiniz nasıl geçiyor- geçti- geçmekte:))
Karlı cumartesiniz nasıl geçiyorr?
Biz mutlu, kalabalık, neşeli ve keyifliyiz.
Tüm hafta erken kalkmaktan bunalan bünyemiz sabah uykuya doydu...
Güzel bir kahvaltıya pembe runnerımız eşlik etti...
Karın yağışına sevindik, camları açıp seyre daldık...
Özlediklerim, sevdiklerim yanımdaydı, yarın Uludağ'a gidip karlara bulanmak ve pistleri ağlatmak için anlaştık...
Alice'in ''Harikalar Diyarı'na'' 3D boyutta konuk olduk...Rengarenk gözlüklerimizle evin içinde Eda Taşpınar'ı aratmadık:))
Kısacası ''biz'' mutluyduk.
Peki ya siz,
Sizin karlı cumartesiniz nasıl geçiyor- geçti- geçmekte:))
Etiketler:
3D,
alice,
alice harikalar diyarında,
alice in wonderland,
cumartesi kar yağışı,
melekli biblolar,
Paylaşımlar,
pembe vazo,
Uludağ
9 Ocak 2012
Mutluluk Çok Yakınında
Televizyonda reyting alan dizilerin neredeyse yarısından fazlasının melodram olduğuna bakılırsa, günümüzde mutluluğu yakalamak her zamankinden daha zor.
Bluebird: Women and New Psychology of Happiness kitabının yazarı Ariel Gore'ye göre, günümüzde kadınların çok fazla fırsat ve olasılığa sahip olması bu durumun bir nedeni olabilir: '' Ancak olasılıklar , beraberinde oldukça fazla baskı da getiriyor. Kadınların hem harika bir kariyere sahip olup hem mükemmel bir aile kurması , hem de bunları kolayca dengede tutabilmesi isteniyor. Sonuçta , asla olabileceği kadar mutlu ya da başarılı olmadığı düşüncesiyle sürekli olarak hayal kırıklığı içinde yaşıyorlar.'' Dahası bizi mutlu edecek şeyleri kolayca gözden kaçırabiliriz.
Evlenmenin, çocuk sahibi olmanın ya da çok para kazanmanın bizi tatmin edeceği düşünülüyor. Oysa işler çoğu zaman böyle yürümez.
'' Olduğundan daha mutlu olmak için ihtiyacın olan her şeye sahipsin. Yapman gereken tek şey, onlardan nasıl faydalanacağını öğrenmek.''
Daha mutlu olmak için:
1. Basit şeylerden keyif alın.
2. Şükretmeyi bilin.
3. Mutlu kişilerle takılın.
4. Kıyaslamaktan vazgeçin.
5. İşinizi sevin.
6. Büyük resme odaklanın, ayrıntılarda boğulmayın.
Uzun uzun cümlelerle yormak istemedim yine sizi, kısa ve öz, hayatın kendisi gibi.. Sadece maddeleri düşünün, uygulamak size kalmış. Mutluluk sandığımız kadar uzakta değil... Bu saatte neden mi yazdım bunları? Bilmem, sadece içimden geldi...
Mutlu Kalın!
Bluebird: Women and New Psychology of Happiness kitabının yazarı Ariel Gore'ye göre, günümüzde kadınların çok fazla fırsat ve olasılığa sahip olması bu durumun bir nedeni olabilir: '' Ancak olasılıklar , beraberinde oldukça fazla baskı da getiriyor. Kadınların hem harika bir kariyere sahip olup hem mükemmel bir aile kurması , hem de bunları kolayca dengede tutabilmesi isteniyor. Sonuçta , asla olabileceği kadar mutlu ya da başarılı olmadığı düşüncesiyle sürekli olarak hayal kırıklığı içinde yaşıyorlar.'' Dahası bizi mutlu edecek şeyleri kolayca gözden kaçırabiliriz.
Evlenmenin, çocuk sahibi olmanın ya da çok para kazanmanın bizi tatmin edeceği düşünülüyor. Oysa işler çoğu zaman böyle yürümez.
'' Olduğundan daha mutlu olmak için ihtiyacın olan her şeye sahipsin. Yapman gereken tek şey, onlardan nasıl faydalanacağını öğrenmek.''
Daha mutlu olmak için:
1. Basit şeylerden keyif alın.
2. Şükretmeyi bilin.
3. Mutlu kişilerle takılın.
4. Kıyaslamaktan vazgeçin.
5. İşinizi sevin.
6. Büyük resme odaklanın, ayrıntılarda boğulmayın.
Uzun uzun cümlelerle yormak istemedim yine sizi, kısa ve öz, hayatın kendisi gibi.. Sadece maddeleri düşünün, uygulamak size kalmış. Mutluluk sandığımız kadar uzakta değil... Bu saatte neden mi yazdım bunları? Bilmem, sadece içimden geldi...
Mutlu Kalın!
Etiketler:
işini sev,
mutlu olmak için,
mutluluk uzak değil,
Paylaşımlar
2 Ocak 2012
Nihayet'
Nihayet sizlere herkesten sonra ''Mutlu Yıllar'' diyebiliyorum. Bir blogger olarak sizi biraz ihmal ettiğimin farkındayım ama güzel dileklerle geldim. Umarım sizin için en önemli olanı seçersiniz. 2012, 2011'in size veremediklerini versin. Mutlu, huzurlu, sağlıklı, terörsüz, doğal afetsiz, savaşsız bir yıl olsun. Giden yıl tüm sıkıntılarınızı da alıp götürsün...
Şimdi dikkatlice ve hiç bir şey düşünmeden aşağıdaki resime bakın ve ilk gördüğünüz üç şey 2012'de sizin olsun.
Ben neleri mi gördüm? Servet(!) , Neşe , Huzur. Bakalım siz neler göreceksiniz.
Bu Yıla:
Beş tur oynadığımız tombalada ''Tombaaalaa!!'' diyen hep ben oldum, çok ilginçti ama son el değiştirdiğim kartıma rağmen kazanarak,
Milli piyangodan amorti bile tutturamadık ama tombaladan kazandıklarımla sevinerek,
Yeni doğan yeğenimizin bir uyanık bir uyur hallerini izleyerek,
Yanımızda olamayanları unutmayarak, daha büyük, daha kalabalık bir biçimde firesiz tüm sevdiklerimiz yanımızdayken gireceğimiz Yeni yılların hayalini kurarak,
Ama hep herkes gibi umutla, neşeyle, içimden tuttuğum kocaman içi dopdolu mutluluklarla girdim.
Huzurlu Yıllar!
Etiketler:
2012,
best wishes,
iyi dilekler,
Paylaşımlar,
yeniyıl
23 Aralık 2011
Sürprizin Böylesi..
Yeni yıl, yeni evlilik, yeni eşyalar ve yeni bir hayat...
2011 bana yepyeni değerler kattı, hızlı değişimlere ortak olduk, oysa ne kadar buruk girmiştim bu yıla. Özlem doluydu, Aralık'ta askere giden boncuğumun ardından yeni bir yıl bile bana iyi gelmemişti.
Şimdiyse umutlarla, yeniliklerle ve hayatıma katacak tüm güzellikleri kucaklayarak başlasın istiyorum 2012.
Evliliğimizin 2. ayı doldu, bir de hediyem vardı. Biz hep: ''Bir gün Sezen Aksu'yu şöyle özel bir mekanda dinleyelim canlı canlı.'' derdik. Rumeli hisarı , Kuruçeşme konserlerine bakıp bakıp iç geçirirdik. Neyse ki Sezen Aksu Bursa'ya geldi ve bizim mutluluğumuz oldu. Bu ayki hediyem de Sezen konserine bilet oldu:)
O akşam tüm muhteşemliği ve büyüleyici sesiyle Sezen Aksu, tüm hayatımı gözlerimin önünden şöyle bir geçirtti. Bana da izleyicisi olmak düştü...
Ben 90'ların başında yaşadım çocukluğumu . O zamanki hallerimi bile hatırlamazken onun 80'lerde çıkarttığı şarkılara ezbere eşlik edebiliyor olmama şaşırdım önce, sonra eskiden severek tuttuğum günlüğüme büyük harflerle yazdığım şarkıyı o yılları hissederek dinledim.
''Gülümse, hadi gülümse
Bulutlar gitsin!
Yoksa ben nasıl yenilenirim
Hadi gülümse! ''
Tam 3 saat sahnede kaldı, bizi kuşattı sesindeki hüzün, sesindeki aşk ve huzur... Giderek daha çok eşlik etmeye, ses tonumuzu yükseltmeye başladık, Sezen bizi resmen sarhoş etti, mest etti!
Sonra birbirimiz için şarkılar tuttuk, ablam için ''Unuttun mu beni''yi, annem için ''Keskin bıçak''ı, boncuğum için ''Erkek güzeli'''ni tuttum..Kadına şiddetin ve töre cinayetlerinin arttığı şu günlerde ''Ünzile'' yi dinlerken kendimi tutamadım.
''Yağmuru kim döküyor?
Ünzile kaç koyu ediyor?
Dayaktan uslanalı hiç bir şey sormuyor.''
Ünzile kaç koyu ediyor?
Dayaktan uslanalı hiç bir şey sormuyor.''
Bir oynattı, bir ağlattı Sezen.Fahir Atakoğlu ve Acousting Band ile olması da cezbediciydi gerçekten müziğe doyduğumuz bir gece yaşattı Minik Serçe. Çıktıkları Dünya turnesinde ilk duraklarıydı Bursa ve ilk defa bir araya gelmişlerdi, izleyicilerinde onayını alıp devam ediyorlar, 17 Mart'ta ise İstanbul'da olacak.
Şehrinize geliyorsa muhakkak ne yapın ne edin gidin derim ben! Biraz da ruhu doyurmak lazım değil mi?
Etiketler:
Acousting Band,
Bursa,
Fahir Atakoğlu,
konser,
Paylaşımlar,
Sezen Aksu
16 Aralık 2011
Gez, gör, al, sarıl, sevin, ayrıl..
Sabah 7:00 alarmım çalıyor - Eleni Karaindrou- To vals tou Gamou - uyanıyoruz, tostlar üç tane, biri benim ikisi sevgili kocamın. Tadına doyamasam da iki tane yemenin bünyeme iyi gelmeyeceğini hissediyorum. Ben hızlıca giyinip, evi derli toplu bırakma çabasında iken arkamdan bir ses ''öylece kalabilir, zaten geleceğiz bir iki gün sonra'' diyor. Hiç olur mu öyle? Topluyorum, 8'e kadar çıkarız derken saat oluyor 8:20. Neyseki sabah maratonundan sonra vapura atlayıp uzaklaşıyoruz kısa bir süreliğine de olsa yaşadığımız şehirden.
Denize merhaba!
Yol uzuyor, sabah yaptığım tostlar gibi üç tane oluyoruz şimdi. Eşimin patronu da bize eşlik ediyor. İkimizi de farklı bir gün bekliyor, iş toplantısı ardından iş yemeğine katılacak olan eşim kırmızı kravatıyla göz dolduruyor:) Bense tam gezme modundayım, Kadıköy'de inip, nanumla buluşacağım.'' Nanu '' da neymiş dediğinizi duyar gibiyim.. O benim diğer yarım yani ablam. Sarılıyoruz özlemle. ''İnsanın yanında olmasını bu denli istediği kişiden uzak kalması bu olsa gerek.'' diyorum kokusunu içime çekerken. Sonra toplayıp kendimizi ''Hadi'' diyoruz. ''Alışverişe!''
Kadıköy emrimize amade, tabi keyfimize limon sıkan yağmura da söyleniyoruz arada.Ama yağmur başlayınca elimize şu şeffaf şemsiyelerden tutuşturdu bi' amca, 5 tl'ye aldığımız şu herkesin elinde olan modellerden:) Havamıza diyecek yok:) Klasik mango turumuzda kendimizi de kaybettikten sonra ıvır zıvır, incik boncuk derken günü tamamladık.
Eve gelip çaylarımızı da içince başladık DIY projelere, yarın kuzenimizin nişanı var.Tüm bijuteri dükkanlarını dolaşıp hayalimizde yarattığımız küpeleri bulamayınca ''Biz neden yapmayalım?'' dedik ve sonuç mükemmel! Yakında buradan inceleyebilirsiniz.
Sonra biraz dinlenmece, şöyle biten 2011 yılının son sayılarından oluşan, dergilerle stres atmaca:)
Sonra eşin neler yaptığını sormaca, şimdiyse ne zaman gelecek diye düşünmece:( Evlendiğimizden beri ilk defa bu kadar ayrı kaldık sanırım, olsun özlemekte iyidir değil mi ama? Nanum'un Nikon'unu kaptığım gibi gelecek yıl için şimdiden sizlere bir görselle''Merry Christmas'' demek istedim.
Mutlu haftalar!
Denize merhaba!
Yol uzuyor, sabah yaptığım tostlar gibi üç tane oluyoruz şimdi. Eşimin patronu da bize eşlik ediyor. İkimizi de farklı bir gün bekliyor, iş toplantısı ardından iş yemeğine katılacak olan eşim kırmızı kravatıyla göz dolduruyor:) Bense tam gezme modundayım, Kadıköy'de inip, nanumla buluşacağım.'' Nanu '' da neymiş dediğinizi duyar gibiyim.. O benim diğer yarım yani ablam. Sarılıyoruz özlemle. ''İnsanın yanında olmasını bu denli istediği kişiden uzak kalması bu olsa gerek.'' diyorum kokusunu içime çekerken. Sonra toplayıp kendimizi ''Hadi'' diyoruz. ''Alışverişe!''
Kadıköy emrimize amade, tabi keyfimize limon sıkan yağmura da söyleniyoruz arada.Ama yağmur başlayınca elimize şu şeffaf şemsiyelerden tutuşturdu bi' amca, 5 tl'ye aldığımız şu herkesin elinde olan modellerden:) Havamıza diyecek yok:) Klasik mango turumuzda kendimizi de kaybettikten sonra ıvır zıvır, incik boncuk derken günü tamamladık.
Eve gelip çaylarımızı da içince başladık DIY projelere, yarın kuzenimizin nişanı var.Tüm bijuteri dükkanlarını dolaşıp hayalimizde yarattığımız küpeleri bulamayınca ''Biz neden yapmayalım?'' dedik ve sonuç mükemmel! Yakında buradan inceleyebilirsiniz.
Sonra biraz dinlenmece, şöyle biten 2011 yılının son sayılarından oluşan, dergilerle stres atmaca:)
Sonra eşin neler yaptığını sormaca, şimdiyse ne zaman gelecek diye düşünmece:( Evlendiğimizden beri ilk defa bu kadar ayrı kaldık sanırım, olsun özlemekte iyidir değil mi ama? Nanum'un Nikon'unu kaptığım gibi gelecek yıl için şimdiden sizlere bir görselle''Merry Christmas'' demek istedim.
Mutlu haftalar!
Etiketler:
DIY,
kadıkoy,
Paylaşımlar,
yeniyıl
15 Aralık 2011
Eşim Olma Karım Ol!
Bir ayımızı daha geride bıraktık, iki ay önce bu saatler ''Kadifeden kesesi...'' eşliğinde göbekler atıyorduk. Şimdiyse onun gelişini bekliyorum heyecanla. Nice mutlu aylara bize boncuğum! Bu da bugüne özel bir yazı olsun.Keyifli okumalar!
Eşim olma, karım ol! Bakma daha ilkel durduğuna sen, ruhu vardır kelimelerin. “Karı-koca” “eş”ten daha çok şey anlatır. Hatta belki bize unutulmuş bir şeyi söyler.
Sahi, biliyor musun? Neden erkeğe “koca”, kadına da “onun karı” demiş eskiler?
Eşim değil, karım ol! Kedilerin eşi olur, terliklerin de… İnsanın eşi olmaz. Bir ömür eşlik ediyor diye mi sevgiliye eş denir? Eşlik etmek yeter mi? Fazlasını beklemez mi insan yârinden? Kelimeleri yitirmeseydik anlardık belki, evlenecek erkeğe eskilerin neden ”koca” dediklerini. Çünkü “koca” bilge demektir, yüce demektir. Koca demek, dağ demektir. Ve ne kadar yüce olursa olsun, üstünde kar olmayan dağ eksiktir. Dağların yücesine kar yağar diye kadına da “kocanın karı” demişler. Bakma şimdi evlenenlerin “karı-koca” ilan edildiğine. “Koca ve onun karı” olmalıdır aslında. Yani yüce bir dağ olmalı adam. Kar gibi pak ve masum olmalı kadın. Örtmeli ve bir ömür, süsü olmalı dağın. Çünkü üşür tepesinde kar olmayan dağ, ne kadar yüce olursa olsun, yarım görünür…
Eşim olma, karım ol! Bana benzemeye çalışma sakın. Bana benden lazım değil bir tane daha. Ama unutma ki sensiz yarımım. Her zaman söylemem, ama sen anla.
Eşim olma, karım ol! Beni tamamla…
Ben kaçtım, yapılacak çok iş var:)
12 Aralık 2011
The Versatile Blog Ödülü
Kimseye benzemeyen bloggerımız sevgili tubito, bana bu ödülü layık görmüş ve beni mimlemiş. Thanks tubito:)
Versatile(çok yönlü) blog ödülü için bizden istenen yapmamız gereken şeyler var elbet. Bunlardan biri hakkımız 7 şeyden bahsetmek, ödül için uygun gördüklerimizden 10 kişiyi mimlemek ve tabii ödülün hakkını vermek:)
Gelelim hakkımdakilere:
1.Bunu bilmeyen yoktur ama tam bir vintage tutkunuyum! Cottage, provence ve vintage denince aklınıza kim mi geliyor? Tabi ki ben!!
Kahvesiz bir güne hayır!
Haberleri izlerken kendimi tutamıyorum ve ne kadar gündemden uzak kalmayıp izlemek istesem de kötü haberlere tahammülüm yok! Trafik kazaları, ölüm haberleri, doğal afetler...keşke hiç olmasalar!
Küçükken ablamla bayıla bayıla izlediğim çizgi film jetgillerdi.Teknolojiden nasibini alan gökdelenler, uçan arabalar, yürüyen bantta öylece duran George Jetson'un dişlerinin fırçalanması, saçlarının kesilmesi, ailenin güzel kızı Juddy'nin makinalar tarafından giydirilmesi ne güzeldi.Ailenin köpeği Astro'yu hatırlıyor musunuz? Ne tatlıydı. Ben 90'lar kuşağında bir çocuk olduğum için 2000'ler gelince her şeyin aynı jetgillerdeki gibi olacağına inanırdım. ''Milenyum Çağı'' deniyordu 2000'lere, millenium değil! Evet, teknoloji değişti, ama Jetgillerdeki gibi değil:)
Ben soğuk havadan nefret eden biriyim, o yapraklar yere düşüp,sararıp ortadan kaybolunca ve dallarda kuruyup ruhsuzlaşınca mutsuz oluyorum. Kışı, üşümeyi, ıslanmayı hiç sevmiyorum. Ama karlı havaya, camdan yağışını izlemeye ve koşup karlarla çocuklaşmaya bayılıyorum!
Ben de sigaradan nefret edenler ve hiç kullanmayanlar tarafındayım! Kokusuna bile tahammülüm yok, evet! Hadi bırakın şu illeti!
Büyüdüğümde hep bir yönetmen veya haber spikeri olacağımı düşünürdüm! Lise sıralarında otururken masa başı iş bana göre değil der hep aktif olabileceğim işler hayal ederdim. Şimdi bakıyorum da ne kadar da uzaklaşmışım bu düşüncelerimden:) Bu da son gerçeğim olsun!
Mimlerim ise yeni izleyicim olan 10 kişiye gitsin; reyhanlahersey, mutlueller, elifinelizi, beyonce, moda-kulisi, betulove, fikr-iala , fuly, evimindekoratoru, Gul/in'e gitsin!!
Versatile(çok yönlü) blog ödülü için bizden istenen yapmamız gereken şeyler var elbet. Bunlardan biri hakkımız 7 şeyden bahsetmek, ödül için uygun gördüklerimizden 10 kişiyi mimlemek ve tabii ödülün hakkını vermek:)
Gelelim hakkımdakilere:
1.Bunu bilmeyen yoktur ama tam bir vintage tutkunuyum! Cottage, provence ve vintage denince aklınıza kim mi geliyor? Tabi ki ben!!
Kahvesiz bir güne hayır!
Haberleri izlerken kendimi tutamıyorum ve ne kadar gündemden uzak kalmayıp izlemek istesem de kötü haberlere tahammülüm yok! Trafik kazaları, ölüm haberleri, doğal afetler...keşke hiç olmasalar!
Küçükken ablamla bayıla bayıla izlediğim çizgi film jetgillerdi.Teknolojiden nasibini alan gökdelenler, uçan arabalar, yürüyen bantta öylece duran George Jetson'un dişlerinin fırçalanması, saçlarının kesilmesi, ailenin güzel kızı Juddy'nin makinalar tarafından giydirilmesi ne güzeldi.Ailenin köpeği Astro'yu hatırlıyor musunuz? Ne tatlıydı. Ben 90'lar kuşağında bir çocuk olduğum için 2000'ler gelince her şeyin aynı jetgillerdeki gibi olacağına inanırdım. ''Milenyum Çağı'' deniyordu 2000'lere, millenium değil! Evet, teknoloji değişti, ama Jetgillerdeki gibi değil:)
Ben soğuk havadan nefret eden biriyim, o yapraklar yere düşüp,sararıp ortadan kaybolunca ve dallarda kuruyup ruhsuzlaşınca mutsuz oluyorum. Kışı, üşümeyi, ıslanmayı hiç sevmiyorum. Ama karlı havaya, camdan yağışını izlemeye ve koşup karlarla çocuklaşmaya bayılıyorum!
Ben de sigaradan nefret edenler ve hiç kullanmayanlar tarafındayım! Kokusuna bile tahammülüm yok, evet! Hadi bırakın şu illeti!
Büyüdüğümde hep bir yönetmen veya haber spikeri olacağımı düşünürdüm! Lise sıralarında otururken masa başı iş bana göre değil der hep aktif olabileceğim işler hayal ederdim. Şimdi bakıyorum da ne kadar da uzaklaşmışım bu düşüncelerimden:) Bu da son gerçeğim olsun!
Mimlerim ise yeni izleyicim olan 10 kişiye gitsin; reyhanlahersey, mutlueller, elifinelizi, beyonce, moda-kulisi, betulove, fikr-iala , fuly, evimindekoratoru, Gul/in'e gitsin!!
Etiketler:
çokyönlü,
jetgiller,
Paylaşımlar,
versatile blogger
9 Aralık 2011
HEDİYEE
Joveland sayesinde duyduğum ve izleyicisi olduğum moda-kulisi adlı blog 100.ü izleyicisine ulaşmış ve bunu bir hediyeyle taçlandırıyor!! Son günlerde sevmediğim bir renk olan bordoya karşı bir sempatim oluştu. Bu clutchda bordoya daha bir yakınlaştırdı beni:) En son aldığım bordo pantalonumun yanında görmek istiyorum onu...
Bana bol şans!
Bana bol şans!
7 Aralık 2011
Bir Anı...
Nostaljik olana, eskiye, antikaya ve orjinal şeylere olan ilgimi bilmeyen yoktur. Bir İstanbul gezintimiz sırasında Cevahir'de ''Nostalji Foto''ile tanışmamızda bu isteğim sonucu oldu. Pembe prenses elbisesini kaptığım gibi vizörün karşına oturdum. Boncuğuma da prens olmak düştü tabi. İşte bu antika resmi büyütüp,çerçeveletip, 2010'a girerken hediye olarak vermişti bana eşim.Ama büyüklüğünden dolayı kullanamadık evimizde.
2012'ye girerken de bu haline bakacağız sanırım. Farklı bir çerçeve bu sefer büfe üstü aksesuarı olarak...
2012'ye girerken de bu haline bakacağız sanırım. Farklı bir çerçeve bu sefer büfe üstü aksesuarı olarak...
Etiketler:
english home,
nostaljik foto,
Paylaşımlar
5 Aralık 2011
Bu Pazar
Pazar günlerini oldum olası çok sevmişimdir. Evlenmeden önce de böyleydi bu, çok küçükken de. Pazar günleri tüm aile evde olurduk. Hava güzelse pikniğe gider, yağmurluysa annem evimizi mis gibi kek kokularıyla doldururdu. Evimizi tertemiz yapar, pazar gününü yıkanma günü ilan ederdi. Küçüktük, pazarlar da keyifli...
Büyüdükçe dağıldık, ayrı yuvalarımız ayrı hayatlarımız oldu ama yine mutluyuz biz, Çünkü hep içimizde o pazarların tadını hissettik. Bir pazar günü yine beraber edeceğimiz lezzetli kahvaltıların hayalini kurduk.
Bu pazarda eşimle o ''huzurlu'' pazarlardan yaşadık. Bize yazdan kalma bir günü anımsatan, özlediğimiz güneşe bakıp teşekkür ettik. Aralık'ın 4'ünde kahvaltımızı balkonda yapmanın şerefine ulaştık:)
Cumartesi günü büyük bir heyecanla basketbol topu aldık, haftaya eşimin bankalar arası basket maçı var. Biz de biraz antreman yapalım dedik, bayadır oynamıyordum ne de özlemişim:) Başlamadan önce beni hafife alan eşimin, basket performansım karşısındaki bakışları çok eğlendirdi beni:)
Sonra yaklaşan yeni yıl için biraz dolaşıp, alışveriş yaptık. Sizler için de biraz ajanlık yapıp güzel resimler yakaladım:)
Kardan adamlı tuzluklara bayıldım!!
Her yer kırmızı beyaz!!
'Mutlu haftalar!'
Büyüdükçe dağıldık, ayrı yuvalarımız ayrı hayatlarımız oldu ama yine mutluyuz biz, Çünkü hep içimizde o pazarların tadını hissettik. Bir pazar günü yine beraber edeceğimiz lezzetli kahvaltıların hayalini kurduk.
Bu pazarda eşimle o ''huzurlu'' pazarlardan yaşadık. Bize yazdan kalma bir günü anımsatan, özlediğimiz güneşe bakıp teşekkür ettik. Aralık'ın 4'ünde kahvaltımızı balkonda yapmanın şerefine ulaştık:)
Cumartesi günü büyük bir heyecanla basketbol topu aldık, haftaya eşimin bankalar arası basket maçı var. Biz de biraz antreman yapalım dedik, bayadır oynamıyordum ne de özlemişim:) Başlamadan önce beni hafife alan eşimin, basket performansım karşısındaki bakışları çok eğlendirdi beni:)
Sonra yaklaşan yeni yıl için biraz dolaşıp, alışveriş yaptık. Sizler için de biraz ajanlık yapıp güzel resimler yakaladım:)
Kardan adamlı tuzluklara bayıldım!!
'Mutlu haftalar!'
Etiketler:
kardan adam,
Paylaşımlar,
pazar sabahı,
yeniyıl
2 Aralık 2011
Mim: Blogunuzu Çevrenizle Paylaşıyor musunuz?
Sevgili gülümse beni uyardı. Meğer bir mim almışım da haberim yokmuş, bu aralar o kadar yoğunum ki gerçekten yarım yarım yapılacaklarla uğraşmaktan tam anlamıyla bir şeye odaklanamıyorum. Gelelim ''mim''imizin konusuna:
-Blogunuzu çevrenizle paylaşıyor musunuz sorusuna yanıtlar arıyoruz.
İşte mimin konusunu oluşturan üç soru ve benim cevaplarım:
1. Blogunuzu tüm eş, dost ve çevrenize söylediniz mi?
''Tüm'' demek yanlış olur ama yakın çevrem haberdar. Ben facebook ve twitter kullanmayan biriyim, nasıl olur dediğinizi duyar gibiyim ama k-u-l-l-a-n-m-ı-y-o-r-u-m:) Karşı mıyım hayır ama tek bir odak noktam var o da blogum! Sevdiklerimden, hissettiklerimden, yeni fikirlerimden, yaptıklarımdan, yapmak istediklerimden bahsederken bunları hem yeni kişilerle hem de tanıdıklarımla paylaşmak hoşuma gidiyor. Ama şöyle de bir şey var ki sadece iki izleyicimi tanıyorum:) Yeni izleyiciler ve onların yaşamları, başka hayatlara karışma düşüncesi beni daha çok heyecanlandırıyor. Bu sayede beni okuyan sizlere de çok teşekkür ediyorum:)
2. Blogunuzu ileride çocuklarınıza gösterecek misiniz?
Sevdim ben bu düşünceyi. Blogu açma amacım bu değildi tabii ama hoşuma da gitmedi değil, neden olmasın. Onların da yaşamdan zevk almaları, dekorasyona, yazıya, kitaplara ve hayatın mutlu kılan alanlarıına ilgi duymalarını çok isterim.
3. Blogunuzu eşiniz/ sevgiliniz biliyor mu?
Bu blogun ayrı bir hikayesi var, özlemlerim gitgide çoğalıyordu diye başlayan. Askerde olan sevgilim, şimdiki eşim yanımda değildi o sıralar. Ben de aslında çok da önemsemeden açtım blogumu ancak zamanla giderek daha fazla keyif aldım, onun ve izleyicilerim için daha çok araştırmaya yapmaya başladım. Bu yüzden eşimin haberi ,askerden döndüğünde oldu. Şuradan ona ''come and bring me spring'' dediğim gün, dün gibi. :)
Teşekkürler gülümse ve gelelim benim mimlediklerime:
aslindahersey, tubito, erguvanmevsimi, evcilik, lamoredelcalcio hadi bakalım sıra sizde:)
-Blogunuzu çevrenizle paylaşıyor musunuz sorusuna yanıtlar arıyoruz.
İşte mimin konusunu oluşturan üç soru ve benim cevaplarım:
1. Blogunuzu tüm eş, dost ve çevrenize söylediniz mi?
''Tüm'' demek yanlış olur ama yakın çevrem haberdar. Ben facebook ve twitter kullanmayan biriyim, nasıl olur dediğinizi duyar gibiyim ama k-u-l-l-a-n-m-ı-y-o-r-u-m:) Karşı mıyım hayır ama tek bir odak noktam var o da blogum! Sevdiklerimden, hissettiklerimden, yeni fikirlerimden, yaptıklarımdan, yapmak istediklerimden bahsederken bunları hem yeni kişilerle hem de tanıdıklarımla paylaşmak hoşuma gidiyor. Ama şöyle de bir şey var ki sadece iki izleyicimi tanıyorum:) Yeni izleyiciler ve onların yaşamları, başka hayatlara karışma düşüncesi beni daha çok heyecanlandırıyor. Bu sayede beni okuyan sizlere de çok teşekkür ediyorum:)
2. Blogunuzu ileride çocuklarınıza gösterecek misiniz?
Sevdim ben bu düşünceyi. Blogu açma amacım bu değildi tabii ama hoşuma da gitmedi değil, neden olmasın. Onların da yaşamdan zevk almaları, dekorasyona, yazıya, kitaplara ve hayatın mutlu kılan alanlarıına ilgi duymalarını çok isterim.
3. Blogunuzu eşiniz/ sevgiliniz biliyor mu?
Bu blogun ayrı bir hikayesi var, özlemlerim gitgide çoğalıyordu diye başlayan. Askerde olan sevgilim, şimdiki eşim yanımda değildi o sıralar. Ben de aslında çok da önemsemeden açtım blogumu ancak zamanla giderek daha fazla keyif aldım, onun ve izleyicilerim için daha çok araştırmaya yapmaya başladım. Bu yüzden eşimin haberi ,askerden döndüğünde oldu. Şuradan ona ''come and bring me spring'' dediğim gün, dün gibi. :)
Teşekkürler gülümse ve gelelim benim mimlediklerime:
aslindahersey, tubito, erguvanmevsimi, evcilik, lamoredelcalcio hadi bakalım sıra sizde:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

.jpg)
.jpg)
.jpg)

.jpg)





































